Temel bilgiler

DERS 1. Kripto hakkında

bölüm 1/5

Web 3.0 Nedir? Bilmeniz Gereken Her Şey

Oku 5 dk.
Özetle
— İnternet evrim geçiriyor. Her şeyi kökünden değiştirecek olan yeni bir bölümün eşiğindeyiz.

— Web 1.0’ın ana işlevi bilgi okuyabilmekti. Bilgiye erişebilmemizi ve bilgiyi tüketebilmemizi sağlıyordu ancak gerçekten içerik paylaşabilen kişilerin sayısı çok kısıtlıydı.

— Web 2.0, bugün kullandığımız internet olarak içerik paylaşabilmemizi ve topluluklar oluşturabilmemizi sağladı.

— Web 3.0 ise değerlerin interneti olacak. Yani bilgi okuyabilmemizi, kendi içeriklerimizi paylaşabilmemizi, dijital içeriklerimizin “mülkiyetine” sahip olmamızı ve dijital sözleşmeler kullanabilmemizi sağlayacak.

— Bu rehberde, neslimizin en büyük teknolojik devrimini ve sizin için ne anlam ifade ettiğini anlatıyoruz.

Neslimizin en önemli teknolojik geçişini bizzat yaşıyoruz. Buna Web 3.0 deniyor.

Yeni başlayan kullanıcılar için Web 3.0’ın ne olduğunu ve kripto paralar ve blok zinciri teknolojisiyle olan bağlantısını anlamak zor olabilir. Biz de bu kursta Web 3.0’ı anlatacak ve parçaları sizin için birleştireceğiz.

Dijital mülkiyetin geleceğini kapsamlı bir şekilde ele alan, hızlandırılmış bir eğitime hazır mısınız? En baştan başlayalım.

Web 1.0 – Bilginin İnterneti

İnternetin olmadığı zamanları hatırlamak kolay olmayabilir ama aslında internet sadece 30 yaşında. İlk baştaki amacı akademisyenlerin ve hükûmetlerin, yaptıkları araştırmaları kendi aralarında paylaşabilmelerini sağlamaktı. Esas itibarıyla, devasa bir kütüphane niteliğindeydi. 90’lı yılların başında ortaya çıkan internet, kullanıcıların araştırma materyallerine erişmesine olanak verdiği için “Bilgi Ağı” olarak da adlandırılıyordu. E-posta yoluyla herkesle iletişim kurabilmemizi de sağladı.

Kullanıcılar, Web 1.0 sayesinde bilgiye ulaşabiliyor ve e-posta gönderebiliyordu ama sıradan bir kullanıcının içerik paylaşabilmesi mümkün değildi. Bir grup developer, internetteki bilgilerin bekçiliğini yapıyordu. Web 1.0’ın ana işlevi bilgi paylaşmak ve dünyada internet bağlantısı olan herkesle iletişim kurabilmekti. Peki, tarayıcı araçlar ve e-postalar olmadan nasıl içerik üretip paylaşabilirdik?

Web 2.0 – Etkileşimin İnterneti

2004 yılında, Facebook ve YouTube, kullanıcılar tarafından oluşturulmuş içerik konseptiyle web’de bir devrim yarattı. Artık internet bağlantısı olan herkes içerik tüketmekle kalmıyor, aktif bir şekilde kendi web içeriklerini de paylaşabiliyordu. İnternet demokratikleşti ve Web 2.0 doğdu.

Kedi videoları ve influencer’lar bir yana, web’de yaşanan bu değişim önemli sonuçlara yol açtı. Kullanıcılar, tek bir ana fikir çevresinde birleşerek kendi topluluklarını oluşturabiliyor ve ardından kendi kendilerine toplu olarak harekete geçebiliyordu.

Bunun en önemli örneklerinden biri Arap Baharı hareketidir. Sosyal medya, bu hareketin katılımcılarının birbirleriyle iletişim kurabilmesinde çok önemli bir rol oynadı ve devasa bir topluluğa dönüşebilmelerini mümkün kıldı. Kendi hâlinde takılan insanlar bir araya gelip, devasa güç yapılarına meydan okuyacak kadar büyük bir şey yarattılar. Hepsi sosyal medya sayesinde oldu. İnanılmaz, değil mi?

Başka bir açıdan bakacak olursak insanların Web 2.0 sayesinde daha önce hiç sahip olmadıkları bir örgütlenme gücüne kavuştuğunu söyleyebiliriz. Ama büyük zararları da olmadı değil.

Web 2.0 İle İlgili Sorunlar

Web 2.0’ın yapısı, biz kullanıcılar üzerinde eşsiz bir etkiye sahip. Bununla birlikte, halihazırda kullandığımız internet merkezî bir yapıyla yönetiliyor. Sosyal medya, bankacılık ve arkadaşlık gibi pek çok alanda tamamen kullandığımız uygulamaların inisiyatifindeyiz. Bu platformlar da sadece bir avuç internet sunucusuna bağlı olduğu için, tüm sistemin merkezî bir yapıda olmasına yol açıyor.

İnterneti, birkaç devasa güneş (sunucular) ve onların yörüngesinde dolanan binlerce küçük gezegen (her gün kullandığımız uygulamalar) olarak hayal edebilirsiniz. Uygulamalar ve veriler üzerindeki tam yetki ve kontrol tek bir merkezde (sunucu) buluşmuş durumda.

Peki, bu neden sorun teşkil ediyor?

Web 2.0’ın olumsuz yönlerini detaylarıyla anlayalım.

  • Hiçbir Şey Size Ait Değil

Web 2.0 sistemindeki tüm deneyimimiz, bize platformlarına erişme olanağı veren merkezî kuruluşların elinde. Bu erişimi istedikleri zaman kesebiliyorlar. Sosyal medya hesabınıza erişmeye çalıştığınızı ama platformun sizi engellemeye karar vermiş olduğunu hayal edin. Tüm fotoğraflarınız, içerikleriniz ve ağınız birdenbire yok olup gidiyor. İçeriklerinizin kontrolüyle ilgili yetki başkasının elindeyse o içerikler aslında size ait değildir.

Dahası, son yıllarda yaşananlara bakınca, internette paylaştığınız içeriklerin ve kişisel verilerin büyük şirketler tarafından para kazanma amacıyla kullanıldığını biliyoruz. Hatta demokratik süreçleri etkilemek için bile kullanılabiliyor. Kısacası mevcut koşullarda, internet size bir şeyler yayınlama izni veriyor ama yarattığınız her şeyin sahibi oluyor ve üzerinden para kazanıyor.

  • Verileriniz ticari maldır

Bu da bizi bir sonraki noktamıza taşıyor. Bir hizmete kayıt olduğunuzda, kişisel verilerinizi o hizmete emanet ediyorsunuz. Bunun en güzel örneklerinden biri online bankacılık. Hem kimlik kartlarınız ve adresleriniz gibi kişisel bilgilerinizi hem de finansal durumunuzla ilgili verileri saklıyorlar.

Merkezî veri tabanlarında bu kadar çok kişisel bilgiyi sakladıkları için, haliyle, bilgisayar korsanları da veri depolama sunucularına saldırmak için teşvik edilmiş oluyorlar. Yani, yeni platformlara her kayıt olduğunuzda güvenliğiniz riske girmiş oluyor. Merkezî veritabanları dijital suçlara karşı savunmasız olduğu için, bu yapı, hepimizin güvenliğini riske atıyor.

  • Dünya sunucular tarafından yönetiliyor

Ve son olarak, tüm bunların hepsi, her platformun en nihayetinde temelinde olan ve her bilgiye vâkıf bir internet sunucusuna dayanıyor. İnternet kullanımımız tamamıyla hizmet sağlayıcılara bağlı olduğu için, sunucular, bu çağın en güçlü yapıları olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla web’i ister sosyal medya, ister flört bulma, ister ticaret veya bankacılık için, isterseniz de başka bir amaçla kullanıyor olun, tüm sistem bilgilerimizi toplayan ve verilerimiz üzerinde mutlak kontrol sahibi olan bir avuç devasa kuruluşa dayanıyor. Kimin elinde olursa olsun tehlike yaratacak bir güç miktarından bahsediyoruz.

Özetlemek gerekirse, Web 2.0 bize içerik yayınlama, topluluklar oluşturma ve sosyal hareketler başlatma imkânı vermiş olsa da en önemli bilgilerimizi büyük dijital kuruluşların ellerine teslim etti. Hiçbir şey bize ait değil. Dahası, internette bireysel olarak “tam bağımsızlık” diye bir şey söz konusu değil.

Buna ek olarak, Web 2.0, otonom bir şekilde değer aktarımı yapmamıza izin vermiyor. Günlük hayatımızın online bankacılık gibi çeşitli alanlarını dijitalleştirmiş olsa da hâlâ aracılara ve üçüncü taraf sağlayıcılara bağımlıyız. Ürettiğimiz içeriklerin mülkiyetine sahip olmak ve doğrudan bir insandan diğerine değer aktarmak için bize herhangi bir yöntem sunmuyor. Bununla birlikte, teknolojik gelişmeler engel tanımaz.

Ve Web 3.0 sahneye çıkar

Web 3.0 – Mülkiyetin İnterneti

Yukarıda belirttiğimiz tüm hizmetlere verilerinizi paylaşmadan ve ürettiğiniz içeriklerin mülkiyetini teslim etmeden erişmek istemez miydiniz? Başka bir deyişle, dijital hayatınız size ait olsaydı ve varlıklarınızı otonom bir şekilde yönetebilseydiniz nasıl olurdu? Bu fikrin adı Web 3.0, gerçeğe dönüşmesini sağlayan altyapı ise blok zinciri.

Blok zinciri, kontrolü yeniden bireylere teslim ederek dijital bağımsızlığımızı kazanmamızı sağlıyor. Şimdi, blok zincirinin bunu nasıl başardığını bir anlayalım.

Güvenlik

Dijital varlıklarınız için kilitlenebilir bir dolap gibi düşünebileceğiniz blok zinciri, güvenlikten ödün vermeden herkese açık olan, sınırsız bir dijital depolama alanıdır. Verilerinize gerçekten “sahip” olabileceğiniz ve bizzat güvenceye alabileceğiniz bir altyapı sunar.

Blok zinciri sayesinde mevcut merkezî altyapıya olan ihtiyaç ortadan kalkıyor. Verilerimize yönelik tehditler veya içeriklerimizin izinsiz kullanımı diye bir şey artık olmayacak. Blok zinciri merkeziyetsiz bir sistemdir ve her kullanıcı, kendi verileri ve varlıkları üzerinde tam kontrol sahibidir.

Otonom değer aktarımları

Blok zinciri, değerler aktarılırken takibini yapan dijital bir muhasebe defteridir. Bireyler insanlık tarihinde ilk kez, aracısız bir şekilde ve dijital olarak değer gönderip alabilecekler. Bu altyapının kitlesel olarak benimsenmesi hem bizim hem de genel olarak toplumun üzerinde muazzam etkiler bırakacak.

Hepsinden önemlisi, internetin mevcut merkezî yapısından kurtulmasını ve daha güvenli, daha adil ve daha verimli bir ortama dönüşmesini sağlayacak. Kullanıcılara gerçek bir finansal özgürlük sağlamaya doğru atılan devasa bir adımdan bahsediyoruz. Sonraki bölümde bu konuyu daha detaylı bir şekilde ele alacağız.

Web 3.0: Yeni Bölüme Hoş Geldiniz

Web 3.0 etkileşim kurma şeklimizin her yönünü değiştirmeye hazırlanıyor ve aslında çoktan başladı bile. Dijital dünyayı deneyimleme şeklimizi değiştirmek için eşsiz bir potansiyel taşıyor. Bu yeni çağda kontrol, internet devlerinin elinden alınıp sizin ellerinize geri teslim edilecek. Dijital ortamda sahip olduğumuz finansal olanaklar, veriler ve zaman, Web 3.0 ve blok zinciri sayesinde yeni özgürlük seviyelerine taşınıyor.

Bir sonraki makalede bunun tam olarak ne anlama geldiğini ve elinizdeki değerleri banka ya da finansal kuruluşlar gerekmeden, güvenli bir şekilde aktarmanızı nasıl sağladığını anlatacağız. Hazır mısınız?


İlgili Kaynaklar

İletişimde kalın

Duyurulara blogumuzdan erişebilirsiniz. Basın için iletişim:
[email protected]