Donanım cüzdanınızı mı değiştiriyorsunuz? Ledger'a birkaç adımda, güvenle taşının.

Daha fazla bilgi

Blog gönderileri, Fikir önderliği | 06/08/2026

Coldcard Olayı: Nasıl Gerçekleşti?

Ledger CTO'su Charles Guillemet, yakın zamandaki Coldcard olayını 2023'teki Trust Wallet güvenlik açığı ile karşılaştırarak seed phrase (tohum veya anahtar kelimeler) üretiminde rastgeleliğin öneminin altını çiziyor.

Okumaya Başlamadan Önce:


Yakın zamanda paylaşılan Coldcard Mk3 güvenlik uyarısı, Ledger cihazlarını etkilememektedir.

Ledger cihazları, her 24 kelimelik Gizli Kurtarma İfadesi için tam 256 bit entropi üreten ve doğrudan Secure Element (Güvenli Öge) çipimize entegre edilmiş, sertifikalı bir Gerçek Rastgele Sayı Üreteci (TRNG) kullanır. Daha fazla bilgi için lütfen bu makaleye göz atın.

CoinKite, belirli Coldcard Mk3 donanım yazılımı sürümleriyle ilgili bir güvenlik duyurusu yayınladı: bildirilerini buradan okuyabilirsiniz.


Bir Ledger imzalayıcı edinin



Coldcard Olayı: Rastgeleliğin Temeli

31 Temmuz 2026’da Coldcard, bir donanım yazılımı hatasının bazı cihazların seed phrase üretme sürecini zayıflattığını ve bu durumun büyük çaplı kullanıcı kayıplarına yol açtığını duyurdu. 2022’nin sonlarında Ledger Donjon, Trust Wallet tarayıcı uzantısında benzer bir güvenlik açığı keşfetmişti.

Bu yazılım hatası, uzantı tarafından oluşturulan her cüzdanın açık adresi üzerinden kurtarılabilmesine neden oluyordu. Uygulamada bu zafiyet, bir saldırganın kullanıcıdan hiçbir onay veya işlem gerekmeden özel anahtarları (private keys) ele geçirip varlıkları çalmasına olanak tanıyordu. Olası şifre kombinasyonlarının sayısı, kaba kuvvet saldırısıyla kolayca çözülebilecek kadar azdı.

Donjon, sorunu sorumlu bir şekilde bildirdi. Güvenlik zafiyeti kamuoyuna açıklanmadan önce Trust Wallet, yazılımdaki hatayı gidermek ve kullanıcılara varlıklarını güvenli bir adrese taşımaları için zaman tanımak amacıyla yaklaşık beş aylık bir süreç yürüttü. Bu strateji, Web3 ekosistemi tarihindeki en yıkıcı cüzdan ele geçirme vakalarından birinin yaşanmasını engelledi.

Kriptografi zordur. Bunu güvenli bir şekilde uygulamak ise daha zordur. İşin neredeyse hiç kimsenin üzerinde durmadığı aşaması, yüksek kalitede rastgelelik (entropi) üretebilmektir ve bütün güvenlik buna bağlıdır. Bu hafta yaşanan Coldcard güvenlik vakası, bu gerçeği en acı ve maliyetli yoldan kanıtladı.


Coldcard: Günümüzde Tablo Nasıl Değişti?

Sorun tam olarak neydi? Cüzdanınızdaki tüm özel anahtarlar tek bir temel veriden, yani “seed”den (ana tohumdan) türetilir. Eğer bu veri tahmin edilebilir durumdaysa, ondan türetilen tüm anahtarlarınız da tehlikeye girer. Normal şartlarda Coldcard donanım yazılımının bu tohumu doğrudan özel bir donanımsal RNG’den çekmesi planlanmıştı; fakat böyle olmadı. Koddaki bir denetleyici, makronun aktif edilip edilmediğine değil sadece kodda yer alıp almadığına baktığı için, sistem bir saldırganın kolayca kurgulayabileceği çip seri numarasına ve saat verisine dayalı yazılımsal bir rastgelelik üreticisine geçiş yaptı.

Eski cihazlar tamamen öngörülebilir (deterministik) hale gelmiş, güncel modeller ise kabaca dört milyar olasılığa denk gelen 32 bit sınırına hapsolmuştu. 128 bit olduğu iddia edilen tohum havuzu, saldırganların kaba kuvvetle çözebileceği kadar daralmıştı. Araştırmalara göre, Mart 2021’den bu yana açık kaynak kodun içinde gizlenen bu hata nedeniyle 1.200 civarı cüzdandan 1.000’in üzerinde BTC çalındı. Üstelik tüm bunlar cihaza fiziksel olarak temas edilmesine dahi gerek kalmadan yapıldı.

Zayıf bir rastgele sayı üreticisi (RNG) belirti vermez. Ürettiği sonuçlar dışarıdan bakıldığında hala rastgele görünür ve standart kontrollerden rahatlıkla geçer. Sorunu ise sıradan bir Perşembe akşamı 21.56’da, biri blok zincirindeki fonlarınızı boşalttığında anlarsınız. İşte bu yüzden rastgelelik, alternatif bir geri dönüş yolu barındıran basit bir yazılım kolaylığı olamaz. Birinci sınıf bir güvenlik işlevi olarak mühendislikle tasarlanmalı, ölçülmeli ve sertifikalandırılmalıdır.

Ledger olarak bizim yaklaşımımız nedir? Gerçek bir donanımsal rastgele sayı üreticisi (TRNG) de dahil olmak üzere, en üst düzey kriptografik bileşenlere erişmek için mimarimizi bağımsız laboratuvarlarca onaylanmış sertifikalı Güvenli Öge (Secure Element) çipi üzerine kuruyoruz. TRNG basit bir matematiksel formül değil, doğrudan fiziğin ta kendisidir: Silikon üzerindeki kaotik fiziksel tepkimeleri kullanarak hakiki bir entropi (rastgelelik) yaratır, böylece ortada saldırganların tahmin edebileceği bir tohum (seed) kalmaz. Secure Element (Güvenli Öge) donanımı; olası arıza ve fiziksel müdahaleleri anında tespit eden çevresel sensörler, aktif koruma kalkanları, voltaj ve anlık hata (glitch) dedektörleri ile donatılmıştır. Örneğin aşırı sıcaklık, cihazın rastgelelik için kullandığı fiziksel gürültü kaynağını bozabilir; bu durumda donanım, sistemin fark ettirmeden zayıf entropi üretmesine izin vermek yerine sorunu anında tespit edecek şekilde yapılandırılmıştır. Dahası, elde edilen ham entropi asla doğrudan kullanılmaz: Düşük hızlı bu kaynak, Ledger OS (Ledger işletim sistemi) içinde ek bir kriptografik işlemden geçirilir. Kısacası entropiyi yaratmak için fiziği, onu mükemmelleştirmek için ise kriptografiyi kullanıyoruz.

Sertifikalarımız ve Anlamları. İddia etmek kolaydır. Sertifikasyon ise bağımsız kurumların bu iddialarınızı çürütmek için sisteminizi zorlaması demektir. TRNG donanımımız AIS-31 standartlarında değerlendirilmiş ve PTG.2 sertifikasını almıştır. Ortak Kriterler (Common Criteria) şemasının bir parçası olan Alman BSI tabanlı AIS-31 metodolojisi, gerçek bir fiziksel rastgele sayı üreticisinin (RNG) nasıl değerlendirileceğini belirler ve bunu yaparken sadece çıkan sonuca bakmaz; rastgeleliği sağlayan fiziksel gürültü kaynağının stokastik modelini de inceler. Secure Element (Güvenli Öge) çipimiz, EAL5+ / EAL6+ seviyesinde Ortak Kriterler sertifikasına sahiptir. Üstelik Ledger cihazları, “rastgele sayı üretim kalitesini” spesifik olarak denetim kapsamına alan ANSSI’nin CSPN (birinci seviye) sertifikasıyla da tescillenmiştir. Coldcard sistemini çökerten “yanlı veya öngörülebilir (deterministik) rastgele sayı üretme” zafiyeti, bizim herkese açık güvenlik raporlarımızda 1 Numaralı Tehdit olarak listelenmiştir ve TRNG donanımımız, tam olarak bu tehdidi ortadan kaldırmak için var olan ana güvenlik katmanıdır.

Kapalı kaynak konusuna dürüstçe değinmek gerekirse: Ledger işletim sisteminin (Ledger OS) bu bölümü kapalı kaynaklıdır. Çünkü bu Secure Element (Güvenli Öge) teknolojisine erişim, alt seviye yazılım mimarisinin kapalı kalmasını şart koşan katı bir tedarikçi zorunluluğunu beraberinde getirir. Biz açık kaynağı destekliyoruz, ancak iş bu özel katmana geldiğinde en üst düzey sertifikalı güvenlik ile açık kaynak felsefesi arasında bir tercih yapmamız gerekti ve biz güvenliği seçtik. Bugün hala bunun en doğru hamle olduğunu düşünüyorum.

Kapalı kaynaklı olmak, kodun denetlenmediği anlamına gelmez: Sistemimiz birçok bağımsız laboratuvarın düzenli incelemesinden geçer ve sürekli olarak yeniden sertifikalandırılır. Sistemin güvenliği sadece kodları gizleyerek sağlanamaz; bu temel ilke bizim için de aynen geçerlidir.

Fakat kapalı kaynağın, bir saldırgan için zafiyet bulma sürecini çok daha zor ve maliyetli hâle getirdiği de tartışılmaz bir gerçektir. Bu iki olgu birbiriyle çelişmez. Herkese açık bir kodun içinde beş yıl boyunca saklanan ve söylentilere göre bir saldırganın ancak yapay zeka yardımıyla keşfedebildiği son hata bize şunu acı bir şekilde gösterdi: Bir kodun “açık” olması, onun aynı zamanda “incelendiği” anlamına gelmez.

İşin yapay zeka tarafı basit bir ayrıntıdan ibaret değil. Kendi ürünlerimizdeki güvenlik açıklarını tespit etmek için şirket içinde Büyük Dil Modellerinden (LLM) aktif olarak faydalanıyoruz ve bu yöntem gerçekten çok etkili (Konuyla ilgili detaylı blog yazımıza göz atabilirsiniz).

Kötü niyetli aktörler bu taramaları çoktan makine hızında yapmaya başladı bile. Biz de onlardan bir adım önde olmak için aynı hızda çalışıyoruz. Bu konudaki stratejimizle ilgili yakında daha fazla detay paylaşacağız.

Elbette tüm bunlar bizim asla hack’lenemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Ancak sistemlerimizi, tam da geçtiğimiz günlerde yaşanan bu zafiyet türüne karşı ölçülebilir, denetlenebilir ve sertifikalı bir konuma taşıyor. Kriptografik güvenceler, sözlü güvene her zaman galip gelir. Asla tahmin edilemeyen bir tohum (seed), rastgele olduğuna dair verilen kuru bir sözden çok daha değerlidir.

Günümüzün gelişmiş Büyük Dil Modelleri (LLM) sayesinde, eski güvenlik açıklarını tekrar bulmak, yazılım yamalarını tersine mühendislikle anlamak ve bunları sömürmek için otomatik saldırı hatları kurmak inanılmaz derecede kolaylaştı. Bir sistemin “yamalandığı” an ile bu yamanın incelenip bir “silaha dönüştürüldüğü” an arasındaki süre her geçen gün daha da kısalıyor.

Etik ihbar süreçleri elbette hâlâ hayati bir öneme sahip; ancak zafiyet yönetim sistemlerinin de artık yeni bir seviyeye geçmesi gerekiyor. Yamanın daha hızlı yayınlanması, zafiyet duyuru sürelerinin kısaltılması ve yapay zeka kullanan donanımlı saldırganları hesaba katan varlık taşıma stratejileri geliştirmek; günümüzde sadece ekstra bir önlem değil, modern güvenlik mimarisinin zorunlu bir parçasıdır.


Charles Guillemet, Ledger CTO’su

İletişimde kalın

Duyurulara blogumuzdan erişebilirsiniz. Basın için iletişim:
[email protected]

Bültenimize abone olun

Desteklenen yeni coin'ler, blog paylaşımları ve özel teklifler doğrudan gelen kutunuzda


E-posta adresiniz yalnızca tarafınıza Ledger bültenimizi, haberlerimizi ve tekliflerimizi göndermek için kullanılacaktır. Bültende yer alan bağlantıyı kullanarak istediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz. Verilerinizi nasıl yönettiğimiz ve haklarınız hakkında daha fazla bilgi edinin.