Temel bilgiler

DERS 1. Kripto hakkında

bölüm 2/5

Blok Zinciri Nesilleri

Oku 6 dk.
This image has an empty alt attribute; its file name is cover-22-1024x421.png
Özetle
— İnternet gibi blok zinciri de evrimleşiyor ve her yeni versiyonu, önceki versiyonlarda bulunan bir eksikliği gidermeyi ya da sınırı kaldırmayı amaçlıyor.

— Birinci nesil blok zincirleri değer aktarımlarını zahmetsiz bir şekilde yapabilmemizi mümkün kıldı.

— İkinci nesil blok zincirleri bu altyapı üzerine kuruldu ve işlemlerin gerçekleştirilmesi için “koşullar” ekledi. Bugün kullandığımız DeFi, dApp ve NFT ekosistemleri böyle ortaya çıktı.

— Üçüncü nesil blok zincirleri, mevcut blok zincirlerinin en büyük üç sınırı olan ölçeklenebilirlik, birlikte çalışabilirlik ve yönetişim sorunlarını aşmaya odaklandı.

— Bu makalenin sonunda, blok zinciri nesilleri ve özelliklerini yakından tanımış olacaksınız. Haydi başlayalım.

Sizi gördüğümüze sevindik.

Bir önceki makalemizi blok zincirinin kökenine ve neden bu kadar önemli olduğuna ayırmıştık. Blok zinciri ekosisteminin ve kripto para dünyasının başlangıcıydı. Gelgelelim, blok zinciri zaman içerisinde evrim geçirerek yeni olanaklar, yeni kripto formları ve yeni etkileşim türleri yarattı.

Bu makalede, blok zincirinin farklı bölümlerinden detaylıca bahsedeceğiz. Her bölümün bu dünyaya ne kattığını ve bizi nereye götürdüğünü konuşacağız.

Birinci Nesil Blok Zinciri

Bitcoin

Önceki dersimizde de bahsettiğimiz üzere birinci nesil blok zinciri Bitcoin, mevcut parasal sisteme radikal bir alternatif sunmak üzere yaratıldı. Bitcoin blok zincirinin ana başarısı, değer göndermek ve almaktı.

Bitcoin teknolojisi, eşler arası (P2P) işlemler sayesinde gücü yeniden bireylere teslim etti ve bu sayede bir zamanların o çok güçlü bankaları kullanıcılar üzerindeki hakimiyetlerini ve güçlerini kaybetti.

Bitcoin ve blok zincirinin el ele verdiği nokta burasıdır. Bitcoin sayesinde Mehmet, Ayşe’ye dijital para gönderebiliyor ve işlem, arada herhangi bir aracı olmamasına rağmen güvenli oluyor. İşlem anonim olarak gerçekleştiği için her ikisi de gizliliklerini koruyor.

Bununla birlikte, Bitcoin ağının yapamadığı bir şey vardı: İşlemlere koşullar eklemek. İşte tam bu noktada, ikinci nesil blok zincirleri bir devrim yarattı.

İkinci Nesil Blok Zinciri

Bitcoin harika bir konsept ve başarılı ilk blok zinciri olsa da sadece değer gönderip almaya izin veren bir tasarıma sahip. Ya işlemlerinizde belli hüküm ve koşullar istiyorsanız? Örneğin, “Mehmet’e kripto parasını ancak kargomu bana teslim ettiğinde ödeyeceğim” gibi. Bitcoin bu talebi karşılayamaz.

Ethereum, blok zinciri dünyasına tam bu noktadan giriş yaptı.

Ethereum

2015 yılında ortaya çıkan Ethereum blok zinciri kripto dünyasında yeni bir çağ başlattı. Ethereum, Bitcoin’den tam yedi yıl sonra çıkmış olmasına rağmen çok kısa sürede piyasa değeri bakımından en büyük ikinci blok zinciri hâline geldi. Bu durum, dünyanın Ethereum’un sunduklarına ne kadar ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Ethereum blok zinciri, basit değer aktarımlarının ötesine geçti. Bir uygulama katmanı olarak tasarlanması sayesinde developer’lar, belli kullanım alanlarına yönelik olan kendi merkeziyetsiz uygulamalarını ve platformlarını geliştirebildiler. Tüm dünyaya ait bir bilgisayar gibi de hayal edebilirsiniz.

Akıllı sözleşmelerin doğuşu

Ethereum muhteşem bir yenilik getirdi: Akıllı Sözleşmeler. Akıllı sözleşme, iki taraf arasında yapılan ve kendi kendine gerçekleşen bir sözleşmedir ve “if…then” (X olursa Y olur) türünde koşullar içerir. Örneğin, “Ayşe tarafından Mehmet’e 10 ETH borç verilirse (X olursa), Mehmet’in Ayşe’ye %10 faizle aylık ödeme yapması gerekir (Y olur)”. Bu sayede işlemler, sadece önceden belirlenmiş koşullar sağlanırsa gerçekleşiyor.

İşlemin iki tarafı, üzerinde anlaştıkları koşulları belirten bir akıllı sözleşme oluşturuyor. Bu koşullar sağlanır sağlanmaz sözleşme otomatik olarak devreye giriyor. Akıllı sözleşme yeniliği sayesinde DeFi, dApp, NFT ve stabil coin gibi yepyeni bir tokenler ve platformlar nesli ortaya çıktı. Bu kavramlara önümüzdeki makalelerde değineceğiz.

Şimdilik bilmeniz gereken şey şu: Ethereum sayesinde blok zinciri sadece işlem yapılan bir sistemin ötesine geçti ve kullanıcıların kendi aralarında özel ilişkiler kurmalarını sağladı. Bunu da kullanıcı etkileşimlerine “koşulları” entegre ederek başardı.

Üçüncü Nesil Blok Zinciri: Şimdi olduğumuz yer

İkinci nesil blok zinciriyle ilgili her şey mükemmel görünüyordu. Ama daha ölçeklenebilir ve verimli bir şeye ihtiyacımız vardı.

Günümüzde, dünya genelindeki kullanıcı sayılarının artmasıyla blok zinciri ekosistemi genişliyor. Sıradaki soru şu: Elimizdekileri nasıl daha da iyi bir hâle getirebiliriz? Hangi blok zincirini veya kriptoyu kullandığımızdan bağımsız olarak, mevcut tüm hizmetlere erişebilmek için güvenilir bir yönteme ihtiyacımız var. Başka bir deyişle, “ölçeklenebilirlik” ve “birlikte çalışabilirlik” özelliklerine ihtiyacımız var.

Kitlesel Benimseme için Ölçeklenebilirlik Gerekiyor

Her geçen gün daha fazla insanın blok zinciri çözümlerini kullanmasıyla, ağların bu artan kullanıcı trafiğine ayak uydurması gerekiyor. Blok zinciri ilk ortaya çıktığında bu kadar kullanıma ve trafiğe dayanacak şekilde tasarlanmamıştı. Kullanıcı sayısının artması, ikinci nesil blok zincirlerinin hem verimli hem de uygun maliyetli kalmasını zorlaştırdı.

Ethereum ağı aşırı yüksek gas ücretleri ve yavaş işlem gerçekleştirme süreleri sebebiyle sıkıntılar yaşamaya başladı. Blok zincirinin daha da gelişmesi ve kitlesel olarak benimsenmesi için en büyük engeller olarak bu iki durum öne çıkıyor. Dolayısıyla, mevcut blok zincirleri nesline getirilen yeniliklerin temelinde hep ölçeklenebilirlik çözümleri yatıyor.

Bu sorunların blok zinciri ekosistemini nasıl şekillendirdiğine şahit olabiliriz. Yeni blok zincirlerinin büyük bir kısmı, verimsiz ve çok enerji yakan “İş İspatı” (Proof of Work; PoW) modeli yerine “Hisse İspatı” (Proof of Stake; PoS) konsesüs mekanizmasını tercih ediyor.

Bu iki model arasındaki en önemli fark şu: İş İspatı modelinin aksine, Hisse İspatı modeli madencileri seçmek için çok fazla enerji harcayan bir sistem kullanmıyor. Bunun yerine, PoS sistemindeki katılımcılar veya doğrulayıcılar belli bir miktar kripto stake ediyor. Ağ da işlem doğrulama sürecine katılma hakkını tahsis ederken doğrulayıcıların sistemde stake ettikleri kripto miktarını baz alıyor. Bu konuya başka bir makalede tüm detaylarıyla tekrar değineceğiz.

Birlikte Çalışabilirlik Özgürlüğünüzün Anahtarıdır

Blok zinciri dünyasının gelişmesiyle başka bir sorun daha ortaya çıkıyor: Birlikte çalışabilirlik. Başka bir deyişle, farklı blok zincirlerinin birbirleriyle iletişim kurup kuramayacakları. Peki, bu neden önemli?

Blok zinciri ve kripto ekosisteminin büyümesiyle DeFi, dApp, GameFi ve Metaverse gibi yepyeni konseptler ortaya çıkıyor. Birbirinden farklı yüzlerce platform ve uygulama, çeşitli blok zincirleri üzerinde çalışıyor. Her blok zincirinin kendi kuralları, protokolleri ve native (yerel) dijital varlıkları bulunuyor ancak bunların hepsi birbirleriyle uyumlu olmayabiliyor.

Peki, siz bir kullanıcı olarak bir metaverse’te bir avatara sahipseniz ve bu avatarı farklı bir blok zinciri ağında oluşturulmuş olan başka bir platformda kullanmak istiyorsanız ne olacak?

Bir sistemde bulunan değerinizi başka bir sisteme taşımak istiyor ancak bu iki sistem birbiriyle uyumlu olmadığı için taşıyamıyorsanız tek bir ekosisteme kapatılmış olursunuz. Hayal ettiğimiz özgürlük tam olarak bu değil. Dolayısıyla birlikte çalışabilirlik, öyle kolayca göz ardı edilebilecek, sıradan bir teknik terim değil. Farklı blok zincirlerinin birbirleriyle iletişim kurabilmesini sağlayacak bir yol bulmayı içeriyor ve dijital bağımsızlığınızı doğrudan etkiliyor.

Merkeziyetsiz Yönetişim Gerekiyor

Son olarak, blok zincirlerinin yönetişim biçimi, amaçladığımız şeye ulaşmak için düşünülmesi gereken en önemli konulardan biri. An itibarıyla, birçok blok zinciri (örn. Bitcoin ve Ethereum) “off-chain” (zincir dışı) olarak yönetiliyor. Başka bir deyişle, ağın yönetimi küçük bir grup tarafından belirleniyor ve karar verilen değişiklikler, zahmetli süreçlerin ardından blok zincirine uygulanıyor.

Son zamanlarda ortaya çıkan bazı blok zinciri modellerinde ise farklı bir yönetim tarzı benimseniyor. Bu blok zincirleri, oylama hakkı vermek üzere tasarlanmış token’lar kullanıyor. Bu sayede, token sahibi olan herkes ağın yönetiminde ve geleceğinde söz sahibi olabiliyor. Ethereum 2.0, Cardano ve Polkadot bu yönetişim modelinin en iyi örnekleri. Tüm bu ağlarda, native token’lar oylama hakkı verecek şekilde programlanıyor ve yetkileri ağ üzerinden tüm kullanıcılara dağıtıyor.

Bu sayede blok zinciri, sadece işlem yaparken merkeziyetsiz olan bir yapı olmaktan çıkıyor. Yeni yönetişim modeli sayesinde blok zinciri, çalışma prensibi bakımından da tamamen merkeziyetsiz bir organizmaya dönüşüyor. Birçok blok zinciri ağı bunu başarmaya çalışıyor.

Genel olarak, blok zinciri teknolojisinin geleceğe doğru emin adımlarla ilerlerken yeni zorlukları aşması gerekiyor. Blok zincirinden bir şey öğrendiysek o da her şeyin zaman içerisinde gelişebileceği ve gerçekten de gelişeceğidir. Aslına bakarsanız blok zinciri dünyasında birçok yenilik görmeye başladık bile. Bunların birçoğu, kripto varlıkların kullanım alanlarını genişleterek onları farklı ekosistemlerde de kullanabilmenizi sağlamayı amaçlıyor.

Farklı blok zinciri nesillerini ve her birinin özelliklerini artık öğrenmiş olduğunuzu umuyoruz. Artık başlangıç seviyesinde değilsiniz ve bu, sadece birkaç dakikanızı aldı.

Haydi, tahminimizce en çok beklediğiniz konuya geçelim: Kripto paralar, türleri, kullanım alanları ve onlara sahip olma yöntemleri! Tüm bunlar bir sonraki makalemizde.


İlgili Kaynaklar

İletişimde kalın

Duyurulara blogumuzdan erişebilirsiniz. Basın için iletişim:
[email protected]